DÖÇ - Demokratik Özerkliğin Sosyal Boyutu

DEMOKRATİK ÖZERKLİK ÇALIŞTAYI

DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİN SOSYAL BOYUTU


               Uygarlık tarihi, binlerce yıldır toplumların değerlerinin elinden çalındığı, parçalandığı bir tarihtir. Toplumsal kesimler, egemenlerin çıkarına hizmet eden kurumsallaşmalarla birlikte her türlü baskı ve sömürüyü 21. yüzyılda da derinlemesine yaşamaktadır. Toplumsal ahlak ve onun uygulayıcı gücü olan politika ise devletçi- iktidarcı zihniyetin ölümcül pençelerine bırakılmıştır. Üzerinde doğup büyüdüğümüz Ortadoğu coğrafyası ve özelde Kürdistan toprakları bin yıllardır baskının, sömürünün, asimilasyonun ve talanın mekânı olmuştur.

              Kürdistan topraklarında  toplumsal yaşamı var eden tüm değerler halkların elinden çalınmak istenmiş ve yerine zulüm politikaları konmuştur. Dört parçaya bölünen Kürdistan topraklarında toplum iradesi devlet ve onun aygıtlarının sömürüsüne bırakılmıştır. Halkların asimilasyonla toplumsal değerlerine, tarihine, kültürüne yabancılaşması, zorla göçertilerek ve işsiz, yoksul bırakılarak Kürdistan’ın boşaltılması hedeflendiği gibi toplumsal dokusu, demografik yapısının değişime uğraması hedeflenmiş ve fiziki-kültürel soykırım uygulanarak varlığı ortadan kaldırılmak istenmiştir.

               Bunun yanı sıra özel savaş politikası olarak kadın ve gençlik kesimleri spor, sanat, sosyal etkinlikler adı altında toplumsal mücadeleden uzaklaştırılması ve fuhuş, uyuşturucunun yaygınlaştırılıp ahlaki çöküşe sürüklenmesi amaçlanmıştır. Halkları iradesiz, örgütsüz, mücadelesiz bir pozisyonda tutmak için her sosyal kesime yönelik ayrı bir siyaset izlenmektedir. Örgütsüz toplumdan ve zora dayalı otoriteden gücünü alan devlet, örgütlü toplum ve demokrasi karşıtı olarak sürekli toplum üzerinde baskı kurmaktadır. Bunun için sosyal kesimlerin yeniden örgütlenmesi ve eyleme geçmesi demokrasinin radikalleşmesini sağlayacak belirleyici bir role sahiptir.

                 Toplumsallaşmanın ilk öncüsü olan kadınlar, bu coğrafyada uygarlıkların yarattığı ataerkil sistem ve  kapitalizmin cenderesi altında her türlü sömürüye maruz kalmaktadır. Tarihin ilk sömürülen kesimi olan kadın kimliğinin Ortadoğu coğrafyasında  yaşadığı zulüm günümüzde de devam etmektedir. Dünyanın her yerinde , farklı farklı sömürü biçimlerine maruz kalan kadın cinsi, Ortadoğu’da milliyetçilik, dincilik, milliyetçilik  gibi ideolojilerin egemenliğinde  ve aile kurumunun içinde sömürülmeye devam etmektedir.  Aile, cinsiyetçi toplumda erkeğin küçük devleti olarak inşa edilmiştir. Kadının derin köleliğe mahkum kılınmasında ailenin bu konumu etkili olmuştur. Sosyal politikamız gereği, mevcut toplumsal realitede aile aşılacak bir toplumsal kurum değildir, ancak dönüştürülmesi mümkündür. Bunun için hiyerarşiden kaynaklı kadın ve çocuklar üzerindeki mülkiyet anlayışı ve bunu koruyan yasaların değiştirilmesi gereklidir. Erkek-kadın birlikteliği için en ideal yaklaşım, ahlaki ve politik topluma bağlı özgürlük felsefesinin esas alınmasıdır. Bu çerçevede dönüşüm yaşayacak aile, demokratik toplumun en sağlam güvencesi ve demokratik uygarlığın temel ilişkilerinden biri olacaktır. Bu yönüyle kadının bilinçlenme, örgütlenme düzeyi ailenin ve toplumun eşit, özgür ve demokratik birlikteliklerin alanı haline dönüştürülmesinde kilit role sahiptir. Böylesi bir toplumda kadınla yaşamın eşit ve özgürce paylaşımı toplumsal hakikatin mutlaka doğru seyreden karşılıklı bilgeliğini gerektirir. Demokratik toplum kadın özgürlükçü zihniyeti ve özgür iradeyi gerektiren toplum olarak Demokratik Özerklikte yaşam bulacaktır.

                   Gençlik üzerindeki bağımlılaştırma politikaları ilk hiyerarşik yapıdan günümüze kadar derinleşerek devam etmektedir. Toplum kırım saldırılarının en fazla yöneldiği toplumsal kesimlerden biri olma özelliğini taşımaktadır. Gençliğin her zaman özgürlük istemesi bu toplumsal baskı durumundan ileri gelmektedir. İdeolojik propagandalarla, ezber, katı dogmalara boğmak, cinsel güdüye bağlamak, serkeşliğe çekmek gençlik enerjisinin sisteme yönelmesini engellemek ve düzeni sağlamakla bağlantılıdır. Buna karşı gençliği özgürlük ilkelerinde örgütlü kılmak demokratik konfederal toplumun kurulmasında temel bir role sahiptir. Özgürlüğe yürüyen bir gençliği tutmak zordur. Çünkü gençlik verili sistemlerin başına en başta bela olan kesim olduğu gibi toplumun yeniden inşasında ve savunmasında da öncü konumdadır.

Hiçbir sınıflı toplumda özel veya kolektif mülk sahiplerinin özgür emekçileri olamaz. Toplumun büyük bir çoğunluğunu oluşturan emek kesimleri sözde emek politikaları ile daha fazla sömürülmektedir. Bu politikalarla yapılmak istenen emekçilere ölümü gösterip, sıtmaya razı etmedir. Bu nedenle işçi, köylü, memur, esnaf gibi emekçi kesimlerin örgütlenmesi ve toplumsal yaşama aktif katılımının sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu kesimlerin sosyal ve kültürel gelişimleri için projeler oluşturulması ve hayata geçirilmesi demokratik konfederal toplumun temel görevlerindendir.

Kapitalist modernite ve ulus-devletçiliğe karşı özüne uygun olarak dinin kültürel canlanışı, başkaldırı yaşadıkça demokratik muhteva taşır. Ayrıca güçlü ahlaki damarları da temsil ettiği göz ardı edilemez. Modernitenin üzerinde çok oynadığı ve sömürgeleştirdiği kültürlerden biri olarak bu inanç kesimlerinin örgütlü kılınması demokratik görev kapsamındadır. Demokratik-ulus kapsamında dini kültürün demokratik muhtevasını da demokratik-ulus içinde eşit, özgür ve demokratik bir unsur olarak değerlendirmek ve çözümde yer vermek oldukça önemlidir.

Tüm aşındırılma, çürütülme ve yok edilme çabalarına rağmen Demokratik Özerklikte toplumun demokratik   temelde kendi iç dinamikleriyle yeniden kurulması sağlanacaktır. Tarihsel toplumun ana eksenini ve toplumun esas çoğunluğunu ezilen, sömürülen tüm uluslar, halklar, etnisiteler, kadınlar, gençler, köy-tarım toplumları, işsizler, göçebeler, bir çok dini cemaat, mezhepler, küçük gruplar ve emeği ile geçinen topluluklar oluşturmaktadır. Tüm bu toplumsal kesimlerin ifadesini bulduğu sosyal boyut, bu nedenle toplumsal yaşamın özgür ve konfederal temelde sürdürülmesini sağlama özelliğini taşımaktadır. Ahlaki ve politik toplumun çağdaş modernite hali olan demokratik toplum, gerçek anlamda farklılıkları en geniş yaşayan toplumdur. Her toplumsal grup tek tip kültüre ve vatandaşlığa mahkûm kılınmadan, kendi öz kültürü, kimliği ve örgütlülüğü etrafında oluşacak farklılıklar içinde yaşar.

Bu temelde Demokratik Özerklikte toplumun yeniden kuruluşu, her yerleşim alanında başta kadın ve gençliğin öncülüğünde olmak üzere, emek, eğitim, sağlık, yardımlaşma ve benzeri birimlerin kendini özgür örgütleme ve ifade etmesi ile gerçekleşecektir. Aynı sistem yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde de oluşturulur. Demokratik Özerkliğin sosyal boyutu, diğer boyutların kendini gerçekleştirmenin zemini olarak tartışma, kararlaştırma, yeniden yapılandırma ve eyleme geçme potansiyeline sahiptir. Toplumsal doğanın tarihsel-toplum gerçekliği ve bütünselliği de en iyi bu biçimde sağlanmış olacaktır.

Demokratik Özerklik aşağıdaki sosyal esaslara göre kendini inşa eder:

1-    Demokratik Özerklikte başta kadın ve gençlik olmak üzere bütün toplumsal kesimlerin kendi ihtiyaçları oranında demokratik konfederal temelde örgütlenmesi, örgütsüz hiçbir topluluk ve bireyin kalmaması esas alınır.

2-    Demokratik Özerkliğin inşası için tüm örgütlenme, çalışma alanlarında ve toplumsal yaşamda kadın öncülüğü esastır. Toplumsal cinsiyetçilikle mücadele edilir, eşit- özgür- demokratik bir yaşamın ilkelerine göre aile, toplum ve bireyler arasındaki ilişkiler kurulur.

3-    Yaşamın her alanında özgün örgütlenmeye gidecek olan kadın iradesinin kararlaşmalarına saygı duyulur.

4-    Aile kurumunda demokratik ve özgür ilişkilere dayanan birliktelik esas alınır.

5-    Gençlik; dinamizmi, enerjisi ve toplumsal değişimdeki öncülüğü ile toplumun yeniden kurulmasında ve savunulmasında aktif bir rol oynar, bu sürece en üst düzeyde katılır.

6-    Gençliğin eğitim ve örgütlenme düzeyi, ahlaki ve politik toplumun inşasında belirleyicidir. Toplumun bu günkü gücünü açığa çıkarıp geleceğini belirlemede öncülüğü esastır.  Gençliğin özgür irade ve kişilik kazanması ve toplumsal yaşamın her alanında söz ve karar sahibi olması için gerekli imkânlar sunulur.

7-    Gençlik kurumlaşmalarının her alanda oluşturulması desteklenir.

8-    Çocukların zihinsel ve fiziksel eğitimini gözeten, gelişmelerine hizmet edecek koşullarda yetiştirilme, yaşama ve eğitilme imkânları yaratılır.

9-    Çocuk emeğinin sömürülmesi ve cinsel istismar suç sayılır. Evrensel çocuk hakları kabul edilir, gerekli yasalar çıkarılır.

10-    Yaşlıların bilgi ve tecrübelerini topluma demokratik bir şekilde akıtma ve bu şekilde toplumla demokratik, eşitlikçi, saygı-sevgiye dayalı ve sosyal güvence altında yaşamlarını sürdürmeleri sağlanır.

11-    Toplumun zenginliği olan etnik, dinsel ,mezhepsel ve cins kimlikleri  varlıklarını koruyarak, demokratik örgütlenmelerini özgürce gerçekleştirmeleri desteklenir .

12-    Demokratik Özerklikte herkesin toplumsal üretime katılma ve toplumsal yaşamda kendini ifade etme hakkı vardır. Herkes, kar ve metalaşmaya dayanmayan, kullanım değeri ve demokratik paylaşıma dayalı üretim ve mülkiyet hakkına sahiptir.

13-    Emekçiler ve işçilerin, her alanda örgütlenme, kamu ve özel sektör ayrımı yapılmadan sendika kurma, grev ve toplu sözleşme hakkı vardır. Emek konfederasyonunun yaratılması ve demokratik toplumsal sendikacılığın geliştirilmesi sağlanır.

14-    Barış ve demokrasi şehitlerimizin, özgür yaşam kaynağı olarak her daim mücadelemizdeki yerleri kutsaldır. Şehitliklerin onarımı, yapımı kadar şehit aileleri ile dayanışmaya özel önem vermek ahlaki görev ve sorumluluktur.

15-    Mücadelemizin temel değerlerinden olan gazilerin kurumlaşmalar sağlanır, başta ideolojik ve politik alanlar olmak üzere emek ve bilinçleri değerlendirilir. Eğitim, sağlık, iş vb alanlarda imkanlar sunulur.

16-    Toplumun tüm kesimlerinin demokratik, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü paradigma ekseninde ahlaki ve politik toplumun yaratılması, toplumuyla bütünleşmiş özgür iradeli bireyin yetiştirilmesi temelinde toplumsal eğitim politikaları  cinsiyetçilik, dincilik, bilimcilik, milliyetçilik ideolojilerini mahkum ederek  oluşturulur. Eğitim politikaları demokratik özerk yönetimlere devredilir.

17-    Demokratik akademiler bütün toplumsal kesimlerin eğitim ihtiyacını karşılayacak temelde örgütlendirilir. Genel akademilerin yanı sıra kadın, gençlik ve ihtiyaç duyulması halinde inanç kesimlerine dönük de akademiler oluşturulur. Bu eğitim politikasıyla toplumun eğitim düzeyi yükselterek demokratik konfederal sistemi yaşamsallaştıracak özgür birey yetiştirilir.

18-    Sağlık hizmeti almayan tek bireyin kalmaması amaçlanarak sağlık hizmeti ücretsiz ve yaygın yapılır. Sağlık hizmetinin tüm topluma eşit ve kaliteli olarak sunulması demokratik özerk yönetimin temel yükümlülüğüdür. Toplumsal sağlık hizmeti en başta ana ve çocuk sağlığını en iyi biçimde korumakla yükümlüdür. Herkesin sağlık imkânlarından eşit ve ücretsiz yararlanma hakkı vardır.

19-    Daha önce merkezi devletin sorumluluğu altında olan sağlık kuruluşlarının özerk bölgeye devredilmesi konusu müzakerelerle belirlenir. Demokratik Özerkliğin inşası için, kendi kendisine yetebilecek düzeyde sağlık alanında her türlü örgütlenmeye gider ve bütçesini oluşturmaya çalışır.

20-    Çeşitli nedenlerle metropollere ve yurtdışına göçertilmiş halkımızın demokratik esaslara göre örgütlenmesi ve yaşamını buna göre sürdürmesi sağlanır.

21-    Sağlıklı bir yaşamın ifadesi olarak spor faaliyetlerinin endüstrileşmesinin önüne geçilerek, her bireyin enerjisini en iyi biçimde topluma sunabileceği ve her toplumsal kesimin aktif katılacağı bir faaliyet haline getirilir. Spor alanında kurumlaşmalara gider.

22-    Zihinsel ve fiziksel engellilerin, özgünlüklerine göre oluşturulmuş koşullarda yaşama ve çalışma haklarını korur, toplumsal yaşama katılmalarının imkânları oluşturulur.

23-    Yoksulluk vb. sorunlarla mücadelede çeşitli toplumsal ihtiyaçların karşılanması amacıyla dayanışma ve yardımlaşma derneklerinin kurulması desteklenir ve teşvik edilir.

24-    Toplumu yozlaştırmaya, çürütmeye ve genç nesilleri zehirlemeye dönük geliştirilen uyuşturucu, fuhuş, kumar vb uygulamalara müsaade edilmez.

25-    Spor, kültürel etkinlikler vb başta olmak üzere Kürdistan’ın diğer parçalarıyla çeşitli ortak organizasyonlar geliştirilir.

26-    Ahlaki ve politik toplumun gereği olarak tüm toplumun sağlıklı ve güvenlikli yaşam güvencesi sağlanır.